Dijital Minimalizm 4 : İnternet ile İlişkinizi Basitleştirin.
- Gökhan Avcı
- 26 Ağu 2019
- 3 dakikada okunur
İnternet ile İlişkinizi Basitleştirin
Belki buna modern hayatımızın en büyük canavarı diyebiliriz. “Evet” kabul ediyoruz hayatımızı oldukça kolaylaştırıyor. İnternet inanılmaz bir güç. Bilgelik tam da bu noktada fark yaratıyor. Hayatımızı kolaylaştırdığı yada bilgiye erişimimizi güçlendirdiği kadar zamanımızı da hiç edebiliyor. Bir anda kendinizi ilk okul facebook grubunda aşık olduğunuz kızı stalklarken ya da klik oburu haber sitelerin abartılı tuzak haberleri arasında sütçü beygiri gibi dönerken bulabilirsiniz.
Peki bu kara delikten nasıl kurtaracağız kendimizi?
Boşa harcanan vakitlerinizi çıkartın:
Kullanmış olduğunuz zaman “ekran süresi okuyucular”ı okuyarak ya da “history”lere bakarak, internet kullanırken en çok nerede vakit harcadığınızı kolayca görebilirsiniz. Size değer katmayan bütün kullanımları tekrar tekrar gözden geçirin. Hangi kullanımlarınızın size değer kattığını anlamaya çalışın. Zaten sonrasında bütün bilgiler sizin neyi devam ettirip neyi sonlandıracağınıza ışık tutacaktır.
CTR tuzaklarından uzak durun:
Bu konuyu açmadan önce CTR’ın açılımı olan “Conversion Through Rate” yani tıklanma oranından bahsetmek istiyorum. Bu oran reklamı tıklayan kullanıcıların reklamı gören kullanıcılara oranı belirtir. Bir dijital reklamcının başarı metriğidir.
İnternet kullanım sürelerine baktığınızda göreceğiniz en açık şey bu zaman hırsızı web siteleri olacaktır. Çünkü bu sitelerin tek amacı sizi kendi sitelerine bir şekilde çekerek kendi sitelerindeki reklam gösterim sayılarını yükseltmektir. Bunun için her yolu mübah görürler. Bunun çok farklı yöntemleri vardır.
Eğer bir ticaret ya da hizmeti ücretsiz veren bir içerik sitesiyseniz, direkt olarak bir gelir kaynağınız yoktur. O yüzden, reklam gelirleri ile hayatlarını devam ettirmeye çalışırlar. Reklamlar video ya da görsel formatında olup gösterim ya da çoğunlukla tıklanma başına gelir yaratırlar. Bu yüzden bu içerik sitelerinin bir şekilde maksimum ziyaretçiye ihtiyaç duyarlar. Bunun için merak uyandıracak, dikkat çekecek ya da ilginç başlıklar ya da paylaşımlar ile sizi sitelerine çekmeye çalışırlar. Bunların bir çok örneği vardır.
“Kim kardashian bunu da yaptı!”,
“Diyet tarih oluyor!”,
“Askerlik süresi kısalıyor mu?”,
“Acun pes dedirtti!”,
“Milyonları ilgilendiriyor, artık e-devletten yapılacak!”,
“ortalık kan gölüne döndü”,
“sırt dekoltesi büyüledi!” ve benzeri binlercesine fark etmeden tıklıyorsunuz. Ne olduğunu ya da neden tıkladığınızı bilmeden kendinizi o saçma sayfanın içinde buluyorsunuz. Üstüne üstlük tüm dikkatinizi bir anda darmadağın ediyor. Bu sayfaların şimdiye kadar size kaybettirdiği vakti bir düşünün. Gerçekten çok fazla.
Bunun yerine biraz vakit ayırarak sizin istediğiniz kalitede haberler sunan, ilgi alanlarınız ile paralel içerik siteleri bulun. İletişim yoğunluklarına göre platformun iletişim araçlarına (e-mailing, sms, notification vb) kayıt olun. Bu sayede ilgilendiğiniz içerikler hakkında o siteler sizi devamlı güncelleyecektir. Ya da bir çok web sitesini tarayarak ilgilendiğiniz içerikler hakkında çıkan güncel bir haberi size haber veren platformları da kullanabilirsiniz. Bunların en çok kullanılanı olan Google alert’ü deneyebilirsiniz. Hem de ücretsiz.
Hiçbir platformun sizin zamanınızı çalmasını, odağınızı dağıtmasına izin vermeyin. Birkaç akıllıca çözümle ilgilendiğiniz içerik ve haberler sizin ayağınıza kadar gelsin.
Bookmark ve favorilerinizden kurtulun:
Hepimizin yakından kullandığını tahmin ettiğim bir hadise aslında bookmark ve favoriler. Aslında çıkış amacı çok faydalı gibi görünse de sonuç yine trajik karmaşa oluyor.
Dünya da her gün ortalama 5 milyon yeni blog yazısı yayınlanıyor. Haberler, sosyal medya paylaşımı vb. onlarca farklı içerik kaynağını da buna eklediğinizde yeni içerikler inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Bu içeriklerden onlarcası her gün tüketiyorsunuz. Dikkatinizi çeken vaktiniz olmadığı için sonradan dönüp bakmak istediğimiz daha fazla içeriği de bu gereçler vasıtası ile sisteme kaydediyorsunuz. Bu içerikler okunmak için günden güne büyüyen bir data kümesi haline geliyor. İşinizi kolaylaştırması için yapılan bu listeler bir yerden sonra SGK kayıtları ile yarışacak hale gelir. Bir arkadaşınızın paylaştığını lise bloğunun unutmamak için kaydettiğiniz favorilerden çekip bulmak mümkün bile olamayabilir. Buna ek olarak eğer bir içerik sizi gerçekten büyüleyip de kendini o an okutamıyorsa, zaten sonradan da kendini okutmak için bir ışık sunmayacaktır. Sunsa dahi dev liste içinde bunu göremeyeceksinizdir. Daha da önemlisi kendinizi kandırmayı bırakın, “okuma listemde bekleyen o kadar çok şey var ki, anlatamam” demeyi kesin. Bir an önce zamanınızı organize edin, size değer katan ya da katacak şeyleri belirleyin ve bunları önceliklendirin. Ardından gecikmeden tüm favorilerinizi ve bookmarklarınızı silin.
İçinizden bazılarınızın “unutmak istemedim şeyler var.” ya da “Elimin altında olması gerekiyor bunların, silemem” ya da “bu bana lazım olacak” dediğini duyar gibi oluyorum. Unutmak istemiyorsanız, unutmayın. Onun aklınızda kalmasını ya da sizin bir parçanız olmasını sağlayın. Eğer bunu sağlamak için içinizden gelen bir enerji yada istek yok ise bırakın unutun. Burada sakladığınız ve ayrıştırıp bulmakta zorlandığınız şeyler size lazım mı olacak ya da elinizin altında mı olması gerekiyor. İhtiyacınız olduğunda buna nasıl eriştiyseniz tekrar erişin, arayıp bulun.
Emin olun yokluğunu hiç hissetmeyeceksiniz.
Sosyal medya diyeti:
Sosyal medya kullanımı dışında kalan internet kullanımından daha yoğun bir kullanım olduğunu için bunu bir önceki yazımda ele aldım. Buradan erişebilirsiniz.



Yorumlar