Minimalist Yaşam 101
- Gökhan Avcı
- 8 May 2019
- 3 dakikada okunur
Karmaşık hayatlarımızdan minimalist yaşam idealinizi izlediğimiz oldukça korkutucu göründüğünü hissettiğinizden eminim. Ama öyle olmadığını tüm tecrübelerimle paylaşabilirim. Adım adım yapıldığında hissedeceğiniz tek şeyin yaşamınızın size daha fazla ait olduğu ve günden güne daha fazla mutlu olduğunuz olacak.
Kimileri minimalizmi bir trend gibi görse de antik dönemden bu yana farklı coğrafya ve toplumlarda benimsenmiş bir yaşam disiplindir Minimalizm.
Esas mesele kendinizi etrafınız ile birlikte tamamen dönüştürmek. Zihnimiz, bedenimiz ve yaşam alanımız tamamen bu dönüşümün öznesi olmalı.
Bize dair olan her şeyin öznesi olduğu bir değişimden bahsediyorum. Kimileri için dönüşüm hiç kolay olmayabilir. O yüzden daha kolay bir geçiş için kısa bir reçetenin yolumuzu daha keyifle aydınlatacağını düşünüyorum. Bu listedeki şeyleri zihniniz, bedeniniz ve yaşam alanınız için düşünün lütfen.
İhtiyacınız olmayan şeylerin listesinin çıkartın.
Yıllardır kullanmadığınız köşede yatan bir şeyler olduğundan eminim. Bunları tek tek listeleyin, yanlarına notlar düşün. Bu listede ihtiyacınız olmadığını düşündüğünüz şeylerin üstlerini çizin ve kurtulun bunlardan. Kendinize ve size değer katacak olanlara yer açın. Ya da bırakın yeri boş kalsın. Boşluk sizin içinizi huzur ile dolduracaktır.
Birden fazla olan şeyleri listeleyin.
Sahip olduğunuz, bir birine benzeyen, aynı işleve sahip ya da aynı olan şeyleri listeleyin. Tüm bu listeye detaylıca bakın, acaba bir tanesi yetmez mi? Çeyizinizden çıkan biri günlük diğer misafir için yemek takımının ikisine de ihtiyacın var mı? Ya da birden fazla siyah takım elbiseye… Farkına varmadan sevdiğimiz şeyleri tekrar tekrar biriktirmeye devam ediyoruz. Bu eylem sayesinde biriktirme alışkanlığımızdan da kurtulmak için bir adım atmış oluruz.
Kağıttan ve plastikten uzak durun.
Her taraftan kağıt ve plastiğin çıktığı bir dünya gerçekten çok yıkıcı. Gerçekleştirdiğimiz her eylemin sonunda dünyaya ayak izimizi bırakıyoruz. Elektrik faturasının basılmasını istemeyin, elektronik fatura alın. Marketlerde ya da pazarda poşet almayın. Poşet yerine yanımızda file ya da bez çanta bulundurun. Bu sayede poşet tüketimini oldukça düşürebiliriz. Ek olarak evimizde kesinlikle geri dönüşüm çöpü de bulundurun.
Daha düzenli olmaya çalışalım.
Neye ne kadar ihtiyacımız var ya da yok, daha iyi anlayabilmek için düzenli olmak şart. Düzensiz, her şeyin alt üst durduğu bir dolaptaki hangi t-shirt’ün nerede olduğunu bilmediğiniz bir durumda, T-shirtlerinizi sadeleştirmeniz mümkün değil. O yüzden önce düzenli olmak gerekli…
Yemek alışkanlıklarınızı tekrar düzenleyin.
Dışarıdan yemek yemeği mümkünse hızlıca sonlandırın. Porsiyonlarınızı ne sizi aç bırakacak az ne de çöpe dökmeyecek kadar organize edin. Fazlası her zaman israf. Aynı zamanda besin kalitesine önem verin. Sağlıklı beslenme için besin değerlerinin iyi organize ettiğimizi öğün ve ara öğünler yaratın.
Hastalık durumunda önce vücudunuzu dinleyin.
Hastalık, vücudunuzun iç ya da dış dinamikler sebebi ile arızalanmasıdır aslında. Hasta olduğunuzda vücudunuz sizden ne istediğini de söyleyecektir. O yüzden vücudunuzu dinlemek gerek. Belirli bir noktaya kadar vücudunuzun kendi savunmasını yükseltmesini ve savaşa başlamasını bekleyin. Aksi durumlarda ilaç bağımlılığı, ilaç toleransının yükselmesi ya da bağışıklık sisteminin oldukça zayıflaması gibi sorunlar ortaya çıkacaktır.
Seyahatlerinizi sadeleştirin.
Seyahatler kendinizi geliştirebileceğiniz en değerli deneyimlerdir. Fakat çoğu zaman seyahatleriniz yoğun planlar, aşırı tüketim ya da ağır bavullarla boğuşuyoruz. O yüzden seyahat planlarınızı ve bavullarınızı sadeleştirin. Daha çok satın almak yerine, daha çok deneyimlemek için çabalayın ve seyahatten kazancınızı maksimize edin.
Gardolabınızı sadeleştirin.
“Moda o kadar çirkindir ki, her 6 ayda değişmeye mahkumdur.” Oscar Vilde.
Tabii ki bu yorumun estetik kaygılardan gibi görünse de günümüzde bu durum tüketim toplumu yönetimi için yapılan en önemli çalışmalardan biridir. Bu yüzden de farkına varmadan hem çok fazla kıyafet alıp hem de çok fazla kıyafet atmanıza rağmen dolabınız hala ağzına kadar dolu. Bu kadar çok kıyafet olmasına rağmen sizin içinizde hala tatmin olamayan bir stil ikonu yer alıyor değil mi? Bu yüzden unutun tüm bu yalanları, sizin nasıl giyineceğinize, her 3 ayda bir daha çok ürün satmak için stilleri ve tarzları değiştiren markaların karar vermesine izin vermeyin. Dışarıya daha az bağımlı bir gardolap yapmak çok değerli. Çünkü tarzınız, stiliniz dışarıdan daha az yeni ürüne ihtiyaç duyan, kendi arasında da kolayca ve şık bir şekilde kombine edilebilen bu rezerv şekline dönüştürülmeli.
Daraltın / Ufaltın.
Ne kadar büyük ya da ne kadar çok ise size o kadar çok iş çıkartacaktır. O yüzden kullandığını ya da sahip olduğunuz şeyleri daraltın, ufaltın. Bu sayede bu nesne, mekan ya da işler için harcadığınız emeği ve parayı da azaltmış olacaksınız. Aynı zaman da daha sıcak ve dostane mekanlara sahip olmaya başlayacaksınız. Unutmayın azaltmak çoğaltır.
Girdiği kadar çıkart.
Minimalist bir yaşam için bazı adımlar atmaya başladığımızda gerçekten heyecan duymaya başlayacaksınız. Ama eski hayatınıza dönüş çok kolay olacak. O yüzden “girdiği kadar çıkart” kuralı çok önem kazanıyor. Hayatınıza kattığınız her yeni nesne için dengi ya da ihtiyacınız olmayan başka bir nesneyi çıkartmanız gerekecek.



Yorumlar